19 Temmuz 2014 Cumartesi

Kitap Önerisi & Yorumu: SERENAD

Bu kitabı uzun zaman önce okumuş olduğum için uzun uzun karakter tanıtımı ya da kurguda geçen olayları anlatamayacağım ama uzun zaman okumuş olmama rağmen ne kadar beğendiğimi unutmadığım bir kitap Serenad. Zülfü Livaneli'nin okuduğum ilk kitabıydı ve annemin önerisiyle okumaya başlayıp bir oturuşta bitirmiş, sonrasında uzun süre arkadaşlarıma Serenad'ı övüp, önerip durmuştum.

Kitap çok iyi bir roman olması dışında çok bilgi verici bir kitaptı. Tarihte yaşanan ama çoğu insanın adını bile bilmediği trajik olayları en okunabilir hale getirip okurlarına sunmuştu Livaneli. Okurken şaşırıyor, üzülüyor ve
hayran kalıyorsunuz. Struma'yı, Mavi Alay'ı, okudukça içiniz gidiyor. 

Ve uzun yıllar süren büyük bir aşka tanık oluyoruz. Maximillian Wagner ve Nadia, Hitler zamanında tanışmışlardır ve Nadia bir Yahudi'dir. Bu da bir süre sonra acı bir şekilde ayrı düşmelerine sebep olur.
Gerçekten çok acı verici bir aşk hikayesi okuyoruz. Profesör Maya Duran'ın ailesinin geçmişinin ortaya çıkışını, günümüzde yeterince bilinmeyen trajik olayları okuyoruz.

Seksen yedi yaşındaki Maximillian Wagner'ın öldüğü ana kadar içinde sakladığı büyük aşk insanı yaralıyor okurken.

Arka Kapak:
Her şey, 2001 yılının Şubat ayında soğuk bir gün, İstanbul Üniversitesi'nde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya Duran'ın (36) ABD'den gelen Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner'i (87) karşılamasıyla başlar.
1930'lu yıllarda İstanbul Üniversitesi'nde hocalık yapmış olan profesörün isteği üzerine, Maya bir gün onu Şile'ye götürür. Böylece, katları yavaş yavaş açılan dokunaklı bir aşk hikâyesine karışmakla kalmaz, dünya tarihine ve kendi ailesine ilişkin birtakım sırları da öğrenir.

Serenad, 60 yıldır süren bir aşkı ele alırken, ister herkesin bildiği Yahudi Soykırımı olsun isterse çok az kimsenin bildiği Mavi Alay, bütün siyasi sorunlarda asıl harcananın, gürültüye gidenin hep insan olduğu gerçeğini de göz önüne seriyor.

Okurunu sımsıkı kavrayan Serenad'da Zülfü Livaneli'nin romancılığının en temel niteliklerinden biri yine başrolde: İç içe geçmiş, kaynaşmış kişisel ve toplumsal tarihlerin kusursuz dengesi.

-----


Mavi Alay Olayını özetleyecek olursak, İkinci Dünya Savaşı sırasında baskı altında olan Kırım Türkleri, Ankara tarafından Almanların yanında savaşmaları için ikna edilirler. Ama Türkiye savaşa katılmamış, sadece Almanya'yı destekliyordur.

Kırım Türkleri, Mavi Alay adında bir birlik oluştururlar.

Fakat Almanya yenilir ve Mavi Alay kaçmak için göçe başlar. Sivil halk da ölmemek için onlara katılır. Ama bu defa da İngilizlerin esiri olurlar. Rusya, esir tutulan Kırım Türklerini ister ve İngiltere bunu kabul eder.
Kırım Türklerinin bazıları Rusların esiri olmamak için intihar ederler. Geri kalanlar ise trenlere doldurulup Ruslara teslim edilmek üzere yola çıkarlar. Tren Türkiye'den geçerken, Türkler, Kırım Türklerinin yardım çığlıklarını görmezden gelirler. Ruslara yaklaşıldıkça Kırım Türklerinin intiharları artar ve geri kalanlar ise Rus askerleri tarafından öldürürler.


Struma Olayı ise, Hitler'in Yahudileri öldürmesi sebebiyle, Romanya'da yaşayan Yahudiler, aslında toplam 150 kişi kapasitesi olan Struma Gemisine 780 kişi bindiler. Amaçları İstanbul'a gidip ardından oradan trenle Filistin'e gitmekti. 
Gemi teknik açıdan 780 kişi alabilecek kadar güçlü değildi ve ayrıca gemide tek bir tuvalet vardı, yiyecek problemi de yaşanıyordu. 
Geminin ilk arızalanmasında yolcular kendi eşyalarını, paralarını birleştirerek bir Rumen şilebine tamir ettirdiler gemiyi fakat gemi Boğaziçi'ne vardığında yeniden arızalandı. Gemi bir Türk şilebi tarafından Sarayburnu'na getirildi ve geminin dışına tek bir kişinin bile çıkmasına izin verilmemeye başladı. 
İstanbul'daki Yahudiler Struma gemisindekilere yardım etmek için uğraşıyorlardı ve sonuç olarak gemiye yiyecek içecek yardımı yapılmaya başladı ama yiyecek azdı ve bu yolcular arasında kavgalara sebep oluyordu.
Ayrıca önemli hastalıklar baş göstermeye başlamıştı.

Yetkililer, gemideki önemli şahısların gemiden indirilmesini sağladı fakat geri kalanlar 68 gün boyunca güvertede yardım çığlıkları atarak, hastalıklarla, açlıkla boğuşarak Sarayburnu'nda tutuldular. 
Sonrasında Türk römorkları tarafından açık denize sürüklenen Struma Gemisi, Sovyetlerin gönderdiği bir torpille batırıldı.
Yalnızca iki kişi hayatta kalabildi. 
Struma Gemisi

-----

Kitapta, Maximillian Wagner'ın karısı Nadia da Struma gemisinde bulunuyordu ve yanlış hatırlamıyorsam Maya Duran'ın babaannesi de Mavi Alay ile beraberdi. Zülfü Livaneli, kitabın içinde bulundurduğu tarihi bilgileri daha kolay okunabilir hale getirmişti, bazı bölümleri yorsa da çok ağır bir kitap değildi.
Okuyun derim, burada anlatılamayacak kadar fazla şey var kitapta. 
Sevgilerimle. :)





6 yorum:

  1. Bende çok beğenmiştim bu kitabı :)
    Banada beklerim www.kiriksemsiye.blogspot.com
    Sevgiler

    YanıtlaSil
  2. Bende yeni okudum ve çok etkilendim gerçekten harika bir kitaptı!

    YanıtlaSil
  3. çok etkileyici bir hikayesi vardı. okuduğumda tarihte bilmediğimiz karanlık başka hangi insanlık suçları var acaba diye düşündüm....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, aynen bunu düşündürüyor insana.

      Sil